Arşiv

Posts Tagged ‘blog’

Yeniden Bloglamak…

Yeniden yazmak çok zor geliyor bana  eskisi gibi birşeyler yazayım diyemiyorum.Her defasında açıyorum bu Add New’i ama sadece açmakla kalıyorum.

Tam birşeyler yazayım diyorum ama demekle kalıyorum.Zamanında içimde olan yazma isteği yok gibi o kadar uğraşsamda yazamıyorum böyle arada bir yazıyorum sıradan gelmeye başladı nedense bana belkide yazdıgım zamandaki eğlence şimdi yok o yüzden yazacak birşeyim yok.

Arada bir buraya birşeyler saçmalıyorum.Sadece o kadar ile kalıyorum.Acaba diğer blogcu arkadaşlarında başına geliyor mu bu?

Zamanında çok aktif olarak okuduğum alisko.org da eskisi kadar aktiflik sezemiyorum. Ben giderken burada olan bazı blogcular artık burada yok Türkiye’ye ayak bastığımda dinlenme evresinden sonra bilgisayarı açıp direkt bloguma bağlandım ve link listemi açtım ve bir çoğunun uzun süre önce yazılan yazılardan sonra olmadığını fark ettim.Ve bazılarının domainlerinin düştüğünü gördüm.Acaba neden yazamıyorum.Blogculardaki kişisel yazma isteği tükeniyormu bir süre sonra ?

Categories: Kişisel Etiketler:,

Engelleri Kaldıralım!!!

Uzun süredir burada olmamam ve blog aleminden bihaber olmam sebebi ile bu olaya fransız kaldım.Bu projeyi biz proje sahibi kadar iyi tanımlayamayız.O yüzden proje sahibinin tanımını buraya aktarıyorum.

Engellerikaldir.com İstanbul Bilgi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı son sınıf öğrencisi Rodin Alper Bingöl’ün tez projesi olarak başlayıp, bir tez projesi olmaktan çıkarak toplumsal bir oluşum haline geldi. Sizlerin desteğiyle hızla yayılıyor.

“İnsan hakları terimi bir ideali içerir. Bu terimi kullananlar, bu alanda olanı değil, olması gerekeni dile getirirler”

“Engelsizler Derneği” belirli amaçlar üzerine yapılandırılmamış olup, insan hakkı esaslı her alanda faaliyet gösterecektir. Fiziksel ve düşünsel her türlü engelin kaldırıldığı, “insan”ın önündeki tüm sıfatlardan ayrıştırıldığı ve sadece insan olmak sebebiyle değer gördüğü ideal toplum düzenine ulaşmak derneğin nihai amacıdır. Derneğimiz herhangi bir öznel değeri göz önüne dahi almaksızın kişiler ve kurumlar üstü bir platform olma yolunda ilerlemektedir.

Derneğimiz insanın, sadece insan olmak sebebiyle değer gördüğü bir düzene yönelen amaçları çerçevesinde, öncelikli hedefini, toplumun fiziksel engellilere yönelik farkındalığını sağlamak olarak belirlemiştir.

Derneğimiz, bu alanda faaliyet gösteren bir çok kişi ve kurumdan farklı olarak, engellilere, tedavi, araç-gereç, ya da maddi imkanlar değil; toplumla entegre bir hayat vaat etmektedir.

İnancımız, engellerin, engelleri vurgulayarak değil, mesafeleri daraltarak kaldırılabileceği yönündedir.

Bu çerçevede derneğimiz, fiziksel engellilere, konforlu bir yaşam sunmayı değil, “yaşama imkanı” sunmayı ilke edinmiştir.

Bu inançtan hareketle, hedefimiz, engellilerin ihtiyaç duydukları araç gereçlerin temininden çok, engelsizler ve engelliler arasındaki iletişim köprüsünü kurmak; mevcut durumda “muktedir olan” ile “muhtaç sayılan” 
arasında şekillenen bu ilişkiden, çift yönlü faydaların sağlanacağı gerçek bir sosyal ilişki ağı yaratmaktır.

Bu sebeple derneğimiz maddi yardımları değil, engellileri iş yaşamına davet eden istihdam olanaklarını; evlerinde onlara daha konforlu bir yaşam sunan teknolojik aletleri değil, onları sosyal hayatla buluşturmak için uzanan gönüllü ellerini beklemektedir. 

Derneğimiz fiziksel engellerin yanı sıra düşünsel anlamda da her türlü engelin kaldırılması için çaba gösterecektir. Her bireye bağımsız seçim yapma ve yeteneklerini geliştirme hakkının tanınması ve bu yolla kişilerin bağımlılıklarının minimize edilmesi hedefinden hareketle derneğimiz, eğitim hakları elinden alınan kız çocuklarının, istismar edilen çocuk ve gençlerin, çalışma hakları engellenen, şiddete maruz kalan kadınların, fiziksel veya zihinsel engelleri sebebiyle toplumsal hayatın dışına itilen tüm bireylerin hayatında bir umut ışığı olmak için yola çıkmıştır.

Bu amaçları gerçekleştirmek adına derneğimiz, kendi projelerini hayata geçirmenin yanı sıra, ilgili tüm STK, kurum ve kuruluşlarla da ortak projeler üretecek, bu anlamda yaratılabilecek her türlü işbirliği için maddi ve fikri tüm imkanlarını seferber edecektir.

Derneğimizin kısa vadede gerçekleştirmeyi planladığı projelerden bazıları web sitemizde destekleyicilerimizin bilgisine sunulmuştur.

Paylaşmaya bile değer bulmayacağınız kadar ufacık bir destek, bizler için hayal bile edemeyeceğiniz umutlara gebedir.

Her şey inanmakla başlar.

Lütfen seyirci kalmayın.
Alkışlananlardan olun.

http://www.engellerikaldir.com

Bu alıntı blogundaki yazı bloxoo blogdan alınmıştır;

http://blog.bloxoo.com/2009/04/engelleri-kaldralm.html

Mal Beyanatım-mim Konusu

03 Jun 2008 Ali ÇAĞLAYAN 1 yorum

Harundan mim gelmiş bana uzun süredir mimsiz kaldıydım.Mimizin konusu mal beyanatımız yani neyimiz var neyimiz yok kirli donumuz felan işte herneyse sadece bana ait olanları sayıyorum.

Bir adet cep telefonu

Masaüstü Bilgisayarım-Laptopum

Gitarım

Oyuncak arabam :) küçükken vardı atamadım kıyamadım da :)

İşte öss sorucukları.

Cd Çalar bende de var o

Basketbol Topum

Vasketbol ayakkabılarım

Hip Hop giysilerim sadece bu konuda israfcıyımdır.Har vurup harman savururum :)

Oyun Cdlerim,Film Cdlerim,Ulan bu cd yide söylemem herhalde sana ayıp :)

Birde lacivert renkli donum :) şaka tabiki bu kadardan fazlası var ama yetmez yazmaya.

Neyse bende bu mimi paslayarak yeni alan adına geçen ablama alan adında ilk mim pasını yolluyorum.Güülşah abla

Link Değişimi İçin Gelmeyin

14 May 2008 Ali ÇAĞLAYAN 12 yorum

Yaa yorumlarıma bakıyorum onaylanması gerekli olan 56 tane hepside pr 0 pr 1 link değişimi için bana geliyorlar acaba pr 5 olduğumu ve blogumu nerden biliyorlar nereden ulaştılar galiba pr5 etiketine :D geliyorlar hepsini okumazdan geliyorum, hatta görmezden geliyorum spam ediyorum sonrada siliyorum.Artık link değişimi kabul etmiyeceğim ben zaten sevdiğim blogları ekledim ve halada eklemeyi düşündüklerim var üşeniyorum hep ekliyeceğim diyip eklemeyi unutuyorum.(Alişko,Tamkarışık,DeliProfesör,Ajanda Blog,Okan Yüksel,Damacana,Sesebian,Volkan Alabaz,Henster,Hussoloji,Mafiamax,Yakuter,Recep Abi).Bunlar benim canlarım diyen tiplerden olmuyacağım öyle komik oluyorum ama onlardanım bu blogcuları nedense seviyorum yazmalarını herşeylerini

Google Pagerankım Tavan Yaptı

01 May 2008 Ali ÇAĞLAYAN 6 yorum

Efenim dün ve öncesi ki gün an itibariyle bloglarımın pr sayısını kontrol ediyordum.Birincil ve asıl blogumun pr si 3 oldu çok süperr ikincil ve aslında burayada asıl diyebilirim ama herneyse konuya dönelim bu blogun pr si beni çok şaşırttı google amca çok büyük bir kıyak geçti galiba bana :) bu blogun pagerankı tavan yaptı 0-5 oldu 0 idi 5 oldu.Acaba neden bir anda 5 oldu blogumun pr sinin 5 olmasının nedeni nedir.Yoksa wordpress.com da olmasımı acaba öyleyse süper gerçi burada da bloggerde de yazıyorum benim açından sorun yok.Çok şaşırmışlığım var en fazla okunan yazılarımda popülerler de ise

Read more…

Vodafone’Dan GSM hatli masaustu telefon

Mynetin Türkiye’ye getirdiği cnetturkiye‘ye her zaman girmem ara bir girerim girip gördümde bir haber gördüm işte başlıktaki gibi şaşırdım ben tabi masaüstü yani avizeli derler ya ondan bildiğim kadarıyla GSM ceplerde olurdu şimdi çok şaşırdım masaüstü telefon ceplerle çok ilgilendiğimden masaüstüne takılmıyordum pek :) bilmediğim var ise özür :) .Neyse haberin kalınca detayını açıklamışlar;

Vodafone, yeni ürünü Vodafone GSM Hatlı Masaüstü Telefon ile ev telefonuna yeni bir anlayış getiriyor. Vodafone GSM Hatlı Masaüstü Telefon’a Vodafone Shop ve Vodafone Store’lardan ulaşılabiliyor.

24 aylık sözleşme imzalayan tüm Vodafone Seç Konuş Sabit Hat aboneleri, Vodafone GSM Hatlı Masaüstü Telefon’a ücretsiz olarak sahip olabiliyor. Vodafone GSM Hatlı Masaüstü Telefon ile ev ve iş telefonlarını aramanın dakikası yer ve zaman sınırlaması olmaksızın 0,06 YTL (KDV dahil 0,0727 YTL/dk) oluyor. Vodafone GSM Hatlı Masaüstü Telefon’a sahip olabilmek için kullanıcıların ödemesi gereken aylık sabit ücret ise sadece 10 YTL (KDV dahil12,12 YTL).

Vodafone GSM Hatlı Masaüstü Telefon’a ücretsiz sahip olmak isteyen Vodafone Seç Konuş aboneleri, Sabit Hat’ın yanı sıra kendi ihtiyaçlarına göre belirleyecekleri diğer Seç Konuş avantajlarını da tercih edebiliyorlar.

Vodafone GSM Hatlı Masaüstü Telefon’un özellikleri

-GSM 900/1800 uyumlu
-SMS gönderimi
-Telefon defteri hafızası
-Arama kaydı özelliği (son arayan, aranan ve cevapsız 20 arama)
-Değiştirilebilir zil sesi şiddeti ve tonu
-Alarm, takvim, kronometre, hesap makinesi özellikleri
-3 saat konuşma süresi
-90 saat bekleme süresi
-24 ay garanti süresi

Çok ilginç telefonda güzel hani alsam mı bir tane :) bendeki odamda duruyor oradan bağlanıyorum nete tabi artık telefonun önemi kalmayacak yani odamda durmayacak :) bir notebook alacağım aramadayım şu ancık :)

Zıplamak Sonsuza Dek…

Koyu bir renge bulandı gök kubbe.Birden, yavrusunu yiyen meganthereonun(meganderenun)korkunç sesine benzer bir ses duyuldu.Çıplak ayaklarının ucuna düşen bir damlayla ürkenkadın, mamut postuna sarılarak ne olduğunu kestiremediği kararan bulutlara korkuyla karışık merakla baktı.Kapkara gözleri soruyordu:Nedir bu?
Çölün yakıcı sıcağıyla kavrulan işçiler, firavunun isteklerini yerine getirmek için ölesiye çalışıyorlardı.Derken gökteki o sarı yuvarlak, tapındıkları parlak varlık, kararmaya başladı.Sarı kumun üzerindeki işçiler, inşaatı da firavunun emrini de unuttu.Ürküp kaçışanı mı ararsın, yerlere kapananı mı… Ama hepsinin aklından şu soru geçiyordu:Bu, nedir böyle?
Taştan gözlem kulesinin en üst katında, teleskobunu yıldızlı gökyüzüne çevirmiş inceleme yapan kır saçlı adamın çökmüş beenine rağmen hala dinç olan kafasına şu soru takıldı:Ayın yüzeyindeki şu çatlaklar nedir öyle?
Güneşli bir yaz günü,elindeki kuşun kanatlarını inceliyordu genç İtalyan.Tüylerin yönlerini,büyüklüklerini,kanadın biçimini büyük bir özenle çiziyordu not defterine.İşi bitince salıverdi kuşu.Özgürlüğüne kavuşan yaratık, uçtu çoşkulu kanat çırpışlarıyla.Genç, kuşu hayranlıkla izledi.Ne de güzel uçuyordu!Sordu kendi kendine:Acaba insanlar da uçabilir miydi?
Profesör, uzun çabalardan sonra üretebildikleri kök hücreye ışıyan gözlerle baktı:İşte başarmışlardı.Peki ya bir canlı kopyalanabilir miydi.?
Neden yağmur yağar?Güneş tutulması nedir?Dünya yuvarlak mı, düz mü?Kalp ne iş yapar?Kuşlar nasıl uçar?İnsanlar neden farklı farklıdır?Dünya nasıl oluştu?…Bu ve buna benzer binlerce soru, insanoğlunun kafasını kurcaladı.İnsanoğlu hep sordu.Soru sormaktan asla vazgeçmedi.Sorduğu sorulara cevaplar aradı.Kimi zaman cevap bulamadı ama, aramaktan da vazgeçmedi.Kimi zamansa yanlış cevaplar aldı sorduğu sorulara, ama daima gerçeği bulmak oldu amacı.Doğayı gözlemledi bu dünyada birlikte yaşadığı canlıları inceledi.Olgulara aklıyla nedenler aradı, deneyler yaptı.Böylece “bilim” doğru.Doğanın küçük haylaz kızı bilim, soru sorarak büyüdü hep.
Bilim yetişkin ruhların egemenliğindeki bu dünyada çocuk kalabilmiş ruhlarla beslenir.Çünkü içine düştüğü bu dünyaya inanmayan gözlerle bakar çocuk.Gökyüzü neden mavidir, kuşlar nasıl uçar,uçsuz bucaksız gökte kaç yıldız vardır,komuşunun köpeği neden konuşmuyor, bilmek ister.Binlerce soru sorar büyüklerine.Kimi zaman tatmin edici cevaplar alır; kimi zamansa büyükler tarafından oldukça saçma bulunan soruları cevaplanmaz;üstüne üstlük, sadece merak ettiği için terslenir yavrucak.Günden güne alıştığı bu dünya, yavaş yavaş cazibesini yitirir.Büyümektedir dünkü çocuk.Artık gökyüzü neden mavi merak etmez.Mavidir işte,öyle olması gerekir.Kuşlar gibi uçmak istemez, yürümek yeter ona.Bazen yürümek bile fazla gelir.Gündelik hayatın rutinlerine kaptırdığı bedeniyle birlikte sürüklenir ruhu da.Kendisi gibi binlercesine katılır.Bu binlerin arasında kimileri vardır ki, hiçbir şey onları vazgeçirememiştir soru sormaktan.Çocuksu ruhların ışıltısı, gözlerinden yansır adeta.Asla büyümezler.Hala yabancıdır onlara dünya.İşte bu büyük (aynı zamanda küçük) insanlar, bilim insanlarıdır.
Koca bir kutunu içine on tane çekirgeyi kapatalım.Düzenli olarak besleyelim bu çekirgeleri.Başlangıçta kurtulmak ister hepsi bu karanlık kutudan.Gerçek dünyayı merak ederler.Zıplarlar,zıplarlar ve zıplarlar.Önce biri pes eder.Yorulmuştur ve düşünür:Yiyecek var, yatacak yer de var.Ne diye kendini paralamalı?Aşağıda yaşamaya karar verir.Bir müddet sonra iki çekirge daha katılır ona.Karanlık kutunun içinde rahatları iyidir.Aradan günler geçer, bir de bakmışsınız ki kutunu dibini mesken edinmiş dokuz çekirge.Ama biri hala zıplamakta var gücüyle.İşte karanlık kutunun içine hapsolmuş çekirgeleriz biz de.Aramızda zıplamaktan vazgeçmemiş; azimle, inançla düştüğü karanlıktan gerçek dünyanın parlaklığını gözleri kamaşmadan hayal edebilen bilim insanları yaşıyor.Sorular soruyor dünyaya dair ve cevap aramaktan hiç vazgeçmiyorlar, tıpkı çocuklar gibi.
Bu karanlık kutuda hapsolmak istemiyorsak, her köşesinde sorular gizli olan bu dünyaya bir de çocuk gözüyle bakalım.Aynadaki aksimize bakalım ve “Şu, burnumuz dediğimiz şeyin üstünde ki iki yuvarlak nedir?” soralım kendimize.Hayata başladığımız günden beri orada görmeye alıştığımız bu yuvarlaklar hakkında ne biliyoruz gerçekte? Ya bozuk musluk gibi durmadan akıtan ortadaki şey ne?Biz kimiz? nce kendimizi yeni bir bakışla inceleyelim.Sonra da sürekli baktığımız ama asla göremediğimiz dünyayı farklı bakışlarla izleyelim.
Geleceğin bilim insanı olan çocuklarımızı, içinde çırpındığımız tekdüze alışkanlıklar bataklığına çekmeyelim.Bırakalım, onlar sorgulasınlar dünyayı.Lacivert gözyüzünün yıldızlarını saysınlar azimle, sonsuza ulaşamayacaklarını anlayana dek.Bırakalımda zıplasınlar, sonsuza dek…