Arşiv

Posts Tagged ‘türk’

Roberto Carlos Hala Carlos’mu

24 May 2008 Ali ÇAĞLAYAN 5 yorum

Herkes her sitede tabi fenerlilerin olduğu site bu :) roberto carlos2u övmüşler etmişler yapmışlar ama roberto carlos eskisi gibi bir roberto carlosmu acaba şimdi bizde bu sezon oynadığı dönemde geçen yılki dönem arasındaki fark nedir acaba inter’e 3-0 yenildiğimiz maçta ibrahimoviç’in golünü o durduramamıştı oysaki bundan 8-9 yıl önce adamlar onun önünden vurmaya tereddüt ederlerdi onun frikiklerinde barajda durmaya korkarlardı şimdi ne değişti, değişen fenerbahçemin carlos’u sadece ticari amaçlı kullanması carlos iyide oynasa formu yerinde de olsa olmasada yedekte kalmıyor kadro dışı olmuyor fark ettiniz mi bilmem carlos sakatlandı maçlaradki taraftar sayısıda azaldı deplasmanda rakip takım taraftarı carlos için gelirdi o yok gelmiyorlar.Fener tribünlerinde de öyle carlos yok boşluklar var.Acaba carlos hala carlos’mu yoksa bu carlos ticaret amaçlı bir carlosmu

Zıplamak Sonsuza Dek…

Koyu bir renge bulandı gök kubbe.Birden, yavrusunu yiyen meganthereonun(meganderenun)korkunç sesine benzer bir ses duyuldu.Çıplak ayaklarının ucuna düşen bir damlayla ürkenkadın, mamut postuna sarılarak ne olduğunu kestiremediği kararan bulutlara korkuyla karışık merakla baktı.Kapkara gözleri soruyordu:Nedir bu?
Çölün yakıcı sıcağıyla kavrulan işçiler, firavunun isteklerini yerine getirmek için ölesiye çalışıyorlardı.Derken gökteki o sarı yuvarlak, tapındıkları parlak varlık, kararmaya başladı.Sarı kumun üzerindeki işçiler, inşaatı da firavunun emrini de unuttu.Ürküp kaçışanı mı ararsın, yerlere kapananı mı… Ama hepsinin aklından şu soru geçiyordu:Bu, nedir böyle?
Taştan gözlem kulesinin en üst katında, teleskobunu yıldızlı gökyüzüne çevirmiş inceleme yapan kır saçlı adamın çökmüş beenine rağmen hala dinç olan kafasına şu soru takıldı:Ayın yüzeyindeki şu çatlaklar nedir öyle?
Güneşli bir yaz günü,elindeki kuşun kanatlarını inceliyordu genç İtalyan.Tüylerin yönlerini,büyüklüklerini,kanadın biçimini büyük bir özenle çiziyordu not defterine.İşi bitince salıverdi kuşu.Özgürlüğüne kavuşan yaratık, uçtu çoşkulu kanat çırpışlarıyla.Genç, kuşu hayranlıkla izledi.Ne de güzel uçuyordu!Sordu kendi kendine:Acaba insanlar da uçabilir miydi?
Profesör, uzun çabalardan sonra üretebildikleri kök hücreye ışıyan gözlerle baktı:İşte başarmışlardı.Peki ya bir canlı kopyalanabilir miydi.?
Neden yağmur yağar?Güneş tutulması nedir?Dünya yuvarlak mı, düz mü?Kalp ne iş yapar?Kuşlar nasıl uçar?İnsanlar neden farklı farklıdır?Dünya nasıl oluştu?…Bu ve buna benzer binlerce soru, insanoğlunun kafasını kurcaladı.İnsanoğlu hep sordu.Soru sormaktan asla vazgeçmedi.Sorduğu sorulara cevaplar aradı.Kimi zaman cevap bulamadı ama, aramaktan da vazgeçmedi.Kimi zamansa yanlış cevaplar aldı sorduğu sorulara, ama daima gerçeği bulmak oldu amacı.Doğayı gözlemledi bu dünyada birlikte yaşadığı canlıları inceledi.Olgulara aklıyla nedenler aradı, deneyler yaptı.Böylece “bilim” doğru.Doğanın küçük haylaz kızı bilim, soru sorarak büyüdü hep.
Bilim yetişkin ruhların egemenliğindeki bu dünyada çocuk kalabilmiş ruhlarla beslenir.Çünkü içine düştüğü bu dünyaya inanmayan gözlerle bakar çocuk.Gökyüzü neden mavidir, kuşlar nasıl uçar,uçsuz bucaksız gökte kaç yıldız vardır,komuşunun köpeği neden konuşmuyor, bilmek ister.Binlerce soru sorar büyüklerine.Kimi zaman tatmin edici cevaplar alır; kimi zamansa büyükler tarafından oldukça saçma bulunan soruları cevaplanmaz;üstüne üstlük, sadece merak ettiği için terslenir yavrucak.Günden güne alıştığı bu dünya, yavaş yavaş cazibesini yitirir.Büyümektedir dünkü çocuk.Artık gökyüzü neden mavi merak etmez.Mavidir işte,öyle olması gerekir.Kuşlar gibi uçmak istemez, yürümek yeter ona.Bazen yürümek bile fazla gelir.Gündelik hayatın rutinlerine kaptırdığı bedeniyle birlikte sürüklenir ruhu da.Kendisi gibi binlercesine katılır.Bu binlerin arasında kimileri vardır ki, hiçbir şey onları vazgeçirememiştir soru sormaktan.Çocuksu ruhların ışıltısı, gözlerinden yansır adeta.Asla büyümezler.Hala yabancıdır onlara dünya.İşte bu büyük (aynı zamanda küçük) insanlar, bilim insanlarıdır.
Koca bir kutunu içine on tane çekirgeyi kapatalım.Düzenli olarak besleyelim bu çekirgeleri.Başlangıçta kurtulmak ister hepsi bu karanlık kutudan.Gerçek dünyayı merak ederler.Zıplarlar,zıplarlar ve zıplarlar.Önce biri pes eder.Yorulmuştur ve düşünür:Yiyecek var, yatacak yer de var.Ne diye kendini paralamalı?Aşağıda yaşamaya karar verir.Bir müddet sonra iki çekirge daha katılır ona.Karanlık kutunun içinde rahatları iyidir.Aradan günler geçer, bir de bakmışsınız ki kutunu dibini mesken edinmiş dokuz çekirge.Ama biri hala zıplamakta var gücüyle.İşte karanlık kutunun içine hapsolmuş çekirgeleriz biz de.Aramızda zıplamaktan vazgeçmemiş; azimle, inançla düştüğü karanlıktan gerçek dünyanın parlaklığını gözleri kamaşmadan hayal edebilen bilim insanları yaşıyor.Sorular soruyor dünyaya dair ve cevap aramaktan hiç vazgeçmiyorlar, tıpkı çocuklar gibi.
Bu karanlık kutuda hapsolmak istemiyorsak, her köşesinde sorular gizli olan bu dünyaya bir de çocuk gözüyle bakalım.Aynadaki aksimize bakalım ve “Şu, burnumuz dediğimiz şeyin üstünde ki iki yuvarlak nedir?” soralım kendimize.Hayata başladığımız günden beri orada görmeye alıştığımız bu yuvarlaklar hakkında ne biliyoruz gerçekte? Ya bozuk musluk gibi durmadan akıtan ortadaki şey ne?Biz kimiz? nce kendimizi yeni bir bakışla inceleyelim.Sonra da sürekli baktığımız ama asla göremediğimiz dünyayı farklı bakışlarla izleyelim.
Geleceğin bilim insanı olan çocuklarımızı, içinde çırpındığımız tekdüze alışkanlıklar bataklığına çekmeyelim.Bırakalım, onlar sorgulasınlar dünyayı.Lacivert gözyüzünün yıldızlarını saysınlar azimle, sonsuza ulaşamayacaklarını anlayana dek.Bırakalımda zıplasınlar, sonsuza dek…

Rezil Olduk

Uzun zamandır aran kayıp italyan sanatçı bulundu.Ama ölü bulundu cesedi toprağa gömülü bir şekilde bulundu.En çok utandığım şey ise benim semtimde gebzede bulunması bende gebzede oturoyorum.İtalyan sanatçıyı hangi barbar akıl sahibi bir aptal kişilik yada kişilikler öldürüp toprağa gömdüyse emellerine ulaştı bizi dünyaya italyaya rezil ettiler bizi yada bizim kötü bir özelliğimizi sorduklarında ilk akla gelen barbardırlar oraya tatile gitmeyin fuhuşa zorlarla öldürürler ne güzel yaa dünya bizi nasıl anacak artık bir kaç şerefsiz yüzünden biz bunları bu kelimeleri üzerimize almak zorunda kalacağız italyan sanatçıyı öldürdüler kazançları olmadı kayıpları onlar için olmadı ama bizim vatanını milletini sevenler için kayıp var dünya bize hangi gözle bakıyor acaba

Lost Artık TNT de

12 Mar 2008 Ali ÇAĞLAYAN 3 yorum

Daha önceleri hiç izlemediğim ama son zamanlarda izleyenlerden duyup benimde başladığım şimdi ise büyük bir tutku haline gelmiş olan lost artık tnt türkiyede gösterime giriyor.Daha önceleri galiba dizimax de gözterimdeymiş halada öyle sanırsam saatlerinin kaç olduğunu araştırmaya üşendim.Artık TNT TÜRKİYE ile işbirliğinde aslında tüm tnt servisleriyle öyleymiş.Nisandan itibaren yayımlanacağı ve Türkçe dublajlı olacağı söyleniyor.Tabi bu bir iddia ben daha önceleri izlediklerimi dvd olarak izledim ama çok sevdim sürekli solukla izliyorum ilk bölümü için 14 milyon dolar harcanmış bir film neyse bunun dizimax izleyenlerine getirisi yada götürüsü yok getirisi olan kişiler kablotv kullanan kişiler aileler oluyor arkadaşımın evinde gördüğüm kadarıyla kablotv de akşam saat 19:45 gibi jetix te son çizgi film olur o film bittikten sonra tnt test yayınına giriyor alt yazı filmler oluyor.İşte getiride burada tek bir kanal üzerinden yayınlacank olan tnt de lost nisan ayında gösterimde olacak Türk izleyicileri için artık dizi max derdi kalmıyor tabi dizi max hala gösteriyormu ki bilmem hiç bakmadım hatta kanalın numarasını bile açmadım arada bir açıyorum da :)